Diş Hastalıkları ve Beslenme

   

     

Bir ülkenin sosyal ve ekonomik açıdan istenen uygarlık düzeyine ulaşabilmesi; bedensel ve zihinsel açıdan güçlü, sağlıklı ve yetenekli bireylerin varlığına bağlıdır. Bu olgu, teknolojik gelişme yanında insan faktörünün yerini ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü toplumsal kalkınmada insan gücü temel unsur olarak kabul edilmektedir. İnsan gücünün fiziksel ve mental fonksiyonlar bakımından en üst  düzeyde tutulabilmesi, insanın beslenme durumu ile yakından ilgilidir. Bunu sağlamak için bireylerin önce, aile içinden başlayarak yeterli ve dengeli beslenmeleri, bunun yanında da olumlu beslenme alışkanlıklarını kazanmaları gerekir ( Sabbağ, 2003: 1 ) 

     Beslenme; büyüme, gelişme, sağlıklı ve verimli olarak uzun süre yaşamak için gerekli olan enerji ve besin öğelerinden her birini yeterli miktarda sağlayacak olan besinleri besin değerini yitirmeden, sağlığı bozucu hale getirmeden en ekonomik şekilde almak ve kullanmaktır ( Yılmaz ve Özkan, 2007: 89 ). 

    Bugün dünyada milyonlarca insan sürekli açlık ve yetersiz beslenmenin yol açtığı ölüm ve hastalıklarla savaşırken, diğer bir bölümü aşırı ve hatalı beslenmeden kaynaklanan bozukluklar yüzünden yaşamlarını erken yaşlarda yitirmekte veya çalışamaz duruma gelmektedir ( Bulduk, 1995: 1 )

     Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun büyümesi dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan tüm besin öğelerinin her birinin yeterli miktarda ve gerekli oranda alınması ve vücutta kullanılması olarak ifade edilmektedir ( Demirezen ve Coşansu, 2005: 174 )

     Besin öğelerinin, vücudun gereksinimi düzeyinde alınmaması veya yetersiz alınması durumuna yetersiz beslenme denir ( Bulduk, 2002: 24 ). 


     Yetersiz beslenmenin etkilediği grupların başında bebekler, çocuklar ve gençler gelmektedir. Büyüme ve gelişme döneminde kızlarda en hızlı büyüme 10 12, erkeklerde ise 11 – 14 yaş arasında olmaktadır. Bu yaş gruplarını da içine alan ilköğretim çağı ( 6 – 14 yaş ) çocuklarının fiziksel ve bilişsel gelişimlerinin düzgün bir şekilde devam edebilmesi için yeterli ve dengeli beslenme şarttır  ( Uyar, 2006: 5 ). 


        Okul çağı, çocuğun toplum yaşamına ilk kez bilinçli olarak girdiği bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun beslenme alışkanlıklarını aile ve arkadaş çevresi etkiler. Ayrıca reklamlar ve okulda beslenme durumunun denetlenmemesi de çocuğu yanlış beslenme alışkanlıklarına yöneltebilir ( T.C. Sağlık Bakanlığı, 2010 ). 
        Günümüzde medya, tartışmasız bir toplumsal etkileme gücüne sahiptir. Medyayı oluşturan güçlerden en önemlisi kuşkusuz televizyondur. Televizyon yayınlarından en çok etkilenen toplum kesiminin, kişilik gelişimi ve sosyalleşme aşamasında olan ilköğretim çağında olan çocukların olduğu herkesçe 
bilinmektedir. Çocuklar çok televizyon izleyen ve ailenin satın alma kararlarını  etkileyen bireyler olarak, reklamcılık ve pazarlama faaliyetleri için önemli bir kitle olma özelliğindedirler. Bu nedenlerle çocukların reklam izleyerek genel beslenme davranışlarında ne tür değişimler geçirdiği veya alışkanlıklar kazandığı saptanması sağlıklı ve bilinçli büyüme ve gelişmeleri için gerekli önerilerin oluşturulması açısından önemlidir ( Dikmen, 2006: vi ). 
         

       Ergenlik öncesi ve ergenlik dönemlerinin sağlıklı geçmesinin sağlıklı yetişkinler kazanılmasında önemi büyüktür. Sağlıklı nesiller ise sağlıklı toplumsal kalkınmanın temel unsurudur ( Özdoğan, 2006:1 )


        Tüm dünyada en sık görülen sağlık sorunlarında birisi ağız ve diş hastalıklarıdır. Ağız ve diş sağlığı sorunları içinde en önemli iki sorun diş çürükleri ve periodontal hastalıktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sosyoekonomik nedenlere, beslenme ve ağız temizliği alışkanlıklarının olumsuz etkilerine vb. bağlı olarak diş çürüğü prevalansının 5 – 10 kat arttığı rapor edilmektedir ( Çalışkan vd, 1999: 77 ). 


        Okul çocuklarında, özellikle öğünler ve ders aralarında karbonhidratlı besinlerin sık tüketimi, diş çürümelerinin başta gelen nedenidir. Benzer şekilde kola, gazoz gibi gazlı içecekler boş enerji kaynağıdırlar ve diş çürümelerini kolaylaştırırlar. Diş çürükleri görülme sıklığında içme sularının flor düzeyinin yetersizliği de önemlidir. Yapılan çalışmalar ülkemizde 6. yaşta çürük prevalansının % 83. 0, 8 yaşında % 92. 0, çocuk başına düşen çürük ( d ), süt dişi( t ) sayısını gösteren dt indeksinin yaşla birlikte 4. 4’ ten 5. 2’ ye çıktığını göstermektedir. Türkiye’ de süt dişlerinde çürük prevalansı 2004 yılında ulusal ölçekte yapılmış olan çalışmaya göre % 69. 8 olup, bu değerin % 50’ nin altında olması gerektiği ifade edilen 2000 yılı hedeflerinin gerisindedir. Beş, 12 ve 15 çocuklarda çürük  prevalansı sırasıyla % 69. 8, % 61. 1 ve %  61. 2’ dir( Küzdere, 2008: 15 )  "

   Kaynak: http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/7239/261118.pdf?sequence=1

 
Görüntülenme: 263
Eklenme Tarihi: 13.02.2018